Selamunaleykum arkadaşlar,
bu siteyi kurmadan önce çok düşündüm ve sabrettim. Fikir yeni değildi, olgunlaşacağı kadar da olgunlaşmıştı. Ama malum, seçim arefesinde böyle bir siteyi açmanın beklenmedik menfî sonuçları olabilir.
En önemlisi bazı abilerimiz, kendi başarısızlıklarını, kendi samimiyetsizliklerini bu sitede çıkabilecek yazılara mâl etmeleri ihtimal dışı değildi. Artık seçim sonuçlarını almaya başladığımız ve partideki abilerimizin her şeye rağmen hiç değişmeyen tavırlarını görmeye başladığımız şu günlerde, artık yeter deme vaktinin geldiğini düşünüyorum.
Son yıllarda, özellikle 18 Nisan şokunun ardından çok şeyi tartıştık. Bir kısmımız, içteki sorunların karşısında pes edip kaçma yoluna gittiler, evet iktidar oldular, ama bana sorarsanız, başarılı olamadılar – hayırlı çalışmalara da imza atmadılar. 18 Nisan’dan beri çok şeyi tartıştık, her şeyi eleştirdik, ama kendimizi bir defa olsun sorguya çekmedik.
Biz her zaman Doğru’dan yanaydık. Acaba bu yüzden yanlış yapsak da bu doğru olurmuydu. Batının iliklerine kadar işlemiş olan “Zafere ulaşmak için her yol mübah” söylemini en önde giden sancağımıza yazmamız da mı doğruydu. Bir seçim kampanyasında kafa tascılarla, vatanı müslümanların eline bırakmaktansa yakmaya razı olan ulusalcıların yanında yer almamız ne kadar doğruydu?
Ve en önemlisi, son aylarda İslam Ahlâkı’na ne kadar sadık kalabildik. Bunlar cevap bekleyen sorular.
Vesselam
Muzaffer Baltacı
Size yorum yapmaya gerek bile yok…
“Sizin hayır bildiklerinizde şer, şer bildiklerinizde hayır vardır.”
haydi hayırlısı
@biniyoz akepeye, gidiyoz kıyamete
değerli kardeşim, benim bu söylediklerim ile AKPnin ne alakası var. AKP’ye oy atmadım, Allah atmak nasip etmesin. Benim endişem Saadet, benim endişem Milli Görüş.
bu secim göstermistirki hocamız veda hutbesini yapmıştır. bundan sonra bir secim kampanyası daha yürüteceğini sanmıyorum. bize düşen son 4 konferansında anlattıklarını ( dikkat ettiyseniz meseleleri tamamen genel cercevede anlattı) adeta milli görüşün yol haritası olarak bize bıraktı. bundan sonra yapacağı tek şey genel başkanı ve yeni kadroyu kurup bir bilen olarak kenara çekilmesi olacaktır.
birde bazı arkadaşlar ömrümüz yendi artık genç kadrolar olsun şeklinde şeyler söylüyor ki bu seçime kadar bende bu kadro içindeydim, çünkü çalışmalar sırasında halk her anlattığımıza tamam diyor fakat genel başkan ve yönetim kadrosu konusundaki çekinceleri belirtiyorlardı. fakat seçim sonrasında farklı bir açıdan baktım olaya. çünkü bu insanlar kararlarını cumhurbaşkanlığı seçimi gerginliğinde vermişlerdi. eğer bu genelbaşkan değişiklği daha erken yapılsa ve seçime girse bu karmaşık ve fırtına ortamında barajı aşıracak dinamizmi getirebilirmiydi? bence kocaman bir hayır. bu da yeni kadronun yıpranması demektir. artık hocanın bıraktığı yol haritasına göre yeni bir kadro gelmeli bir revizyona gidilmelidir diye düşünüyorum.
Erbakan Hoca’nın “bir bilen” olarak kenara çekilbileceğini sanmıyorum. Böyle bir niyeti olsaydı, bunu çoktan yapmış olurdu.
Benim talebim genç kadro filan da değil. Yaş filan pek umurumda değil. Sorun şu an Parti yönetiminin yaşlılığında değil, bu kadroların fikri ve zihni olarak kemikleşmelerinden ve hareket edememezliklerindedir. Yani düşünün bir, koskoca yılların teşkilatı Erbakan hocayı o yaşına rağmen her mitingde yormak zorunda. Bu Erbakan Hocayada reva değil. 20 yıldır tek bir kitap okuduklarının belirtisini vermeyen bir kadrodan ne bekleyebiliriz sizce?
Benim bir beklentim yok, secim sonuclarının gereğini yapmaları dışında.
Saygılarımla
Muzaffer
[...] Yenilsekde Milli Görüş 24 07 2007 Gerçek Saadet‘i kurmakla, yenildik pes edelim demiyorum . Benim burda eleştirdiğim, geçmiş süreçte [...]