Kapatılan RP Genel Başkanı Necmettin Erbakan ile kardeşi Kemalettin Erbakan’ın yollarının ayrılmasıyla sonuçlanan Abbate’nin “final”ini anlatmaya devam edeceğim.
Son 7-8 ay içinde Erbakan ailesinin yönettiği Mercek Holding şirketlerine birbiri ardına hacizler geliyor.
Son 7 aydır nasıl yeni bir gelişme olduysa, hükümete yakın gruplar yönetim kurulu başkanlığını Erbakan’ın ölen kız kardeşinin oğlu Mahmut Rauf Çataklı’nın yaptığı Mercek Holding şirketlerine haciz yağdırmaya başladılar.
Abbate’ye ilk haciz kararını Simpaş’ın “Üç Öğün Yemek“ firması aldırdı. Bilecik’teki Abbate fabrikasına verdiği yemeklerin parasını alamayan Simpaş, şirketin arsasını satın almak için pazarlık yürütüyor.
2000 yılında Öztay Tekstil’e geçen Abbate’nin personelini yıllarca hiçbir servis bedeli almadan taşıyan Albayrak, haciz getiren şirketler sıralamasında ikinci sırada yerini aldı.
Üçüncü haciz kararı Abbate’ye kumaş veren Bossa’dan geldi. Grup, İtalyan kumaş firmaları üzerindeki kredilerini tüketince Bossa’ya dönmüştü.
Albaraka ve Asya Bank gibi, Halkbank da haciz kuyruğuna girdi. SSK, haciz listesinin en başındaki yerini hep korudu.
Halkbank bu arada “Abbate“ markasına haciz koydurdu.
Ticari gerçeklikten kopan kuruluşların büyümesinin de çok anlamı olmuyor. Servetler büyüyor ama şirketler batıyor.
Ben asıl İsviçre UBS Bankası’ndaki hareketliliği merak ediyorum.
Samimi itiraf bu mu?
Deniz Feneri e.V. iddianamesinin 9 sayfasında adı geçen, Yimpaş Holding’in şirketlerinden Nehir Medya Yayıncılık eski ortakları İçişleri Bakanı Beşir Atalay ve Yeni Şafak gazetesi yazarı-TV programcısı Fehmi Koru’nun, aynı davada adı geçen Beyaz Holding’in eski ortakları arasında olduğunu yazmıştım.
Koru ve Atalay, Beyaz Holdingi’te ortak değiller. Burada yanılmışım. Ancak Nehir ile Beyaz Holding ortakları içinde aynı isimlere rastlıyoruz.
Atalay “Beyaz Holding ortağı değilim“ demekle yetiniyor. Nehir Holding’in İTO kayıtlarındaki şirket bilgilerini doğruluyor.
İki günlük köşesini “cevap vermeye“ ayıran Koru ise, dün Savcı’nın “Almanya’nın tarihinde gördüğü en büyük dolandırıcılık“ olarak nitelediği Deniz Feneri e.V. davasıyla ilgili tek cümle etmiyor.
Beyaz Holding ortakları Mustafa Çelik ve söz konusu davada “organizasyonun başı“ olarak suçlanan Kanal 7’nin patronu Zekeriya Karaman ile 1999 yılında Nehir Yayıncılık yönetim kurulunda olduklarını görmezden geliyor.
Özeleştiri bekliyoruz
Deniz Feneri e.V.’nin Almanya sorumlularına 6 ile 2 yıl arasında değişen sürelerde cezalar veren mahkemede, sayfa sayfa Kanal 7-Yimpaş-Deniz Feneri-Beyaz Holding ilişkisi kuruluyor.
Koru bunları yazanlara, “Kalemleri susturmak için pislik arayışında oldukları belli“ diyor.
Aman efendim, “kalem susturmak“ ne haddimize. Hele de sizin. Gazetelerde, TV ekranlarında size yer mi yok!
Neymiş efendim? Koru aslında “Yimpaş mağduru“ olduğunu açıklıyormuş.
Sanki Yimpaş hissesini gidip İMKB’den aldılar.
Yimpaş’ın Yönetim Kurulu Başkanı Dursun Uyar ve şirketin 10 yöneticisi Sermaye Piyasası Kanunu’na muhalefetten tutuklu; unutuyorlar.
Daha önceki yazımda kullandığım bir vurguyu burada da yinelemek istiyorum:
Kimse kendini “Ben yoldan geçiyordum“ diye savunmasın.
Dosta düşmana karşı samimi durmuyor.
Herkes payına düşen eleştiriyi/özeleştiriyi yaparak, demokratik ve çağdaş topluma katkı sağlayabilir.
“İktidar sınıfı” üyelerinin objektif analiz yapabilmeleri, yazılardaki maddi hataları düzeltmekten daha zor olabilir.
Yine de bekliyorum.
Serpil Yilmaz – Milliyet.com.tr
olacak o kadar. “tatlı tatlı yemenin, acı acı…”